Kronik Böbrek Yetmezliğinde Deri Problemleri
Hazırlayanlar : Dr. Aylin Noyan Düzova
Deri ve Zührevi Hastalıklar Uzmanı
Deri ile ilgili yakınmalar pek
çok iç organ hastalıklarının tanısında hekime kolaylık sağlar. Özellikle
böbrek hastalıklarında deri bulguları tam anlamıyla bir rehberdir. Kronik
böbrek yetmezliği (KBY) olan hastalarda, böbreklerden tam olarak atılamayan
zararlı maddeler deride bazı problemlere neden olurlar. Ayrıca bu hastaların
tedavilerinde kullanılan ilaçlara bağlı olarak birtakım deri yakınmaları
gözlenir.
Kronik böbrek
yetmezliğinde gözlenen deri belirtileri:
1.
Renk değişiklikleri: Solukluk, gri-sarı veya kahverengi renk
değişimine çok sık rastlanmaktadır (yaklaşık %70 oranında). Solukluk kansızlığa
bağlı olarak ortaya çıkar. Deride sarı renkli bir pigment olan ürokrom
birikimine bağlı gri-sarı renk değişikliği izlenebilir. Ayrıca güneş gören
bölgelerde derideki koyu renkli bir pigment olan melanin oluşumunu arttıran
bir hormonun etkisiyle yaygın kahverengi renk değişikliği olur.
2. Kaşıntı:
KBY; kaşıntının en sık rastlanılan iç organlarla ilgili nedenidir. Bu hastaların
%15-49'unda kaşıntı vardır. Diyalize giren hastaların %50-90'lnda tedavi
başlangıcından sonra 6 ay içinde kaşıntı ortaya çıkar. Bunların % 65'inde
kaşıntı süreklidir. Üremik kaşıntı genellikle yaygın, tedaviye dirençli
ve şiddetlidir. Diyalizin kendisine bağlı kaşıntı ise ataklar halindedir,
hafif ve bölgesel olabilir (kateter bölgesi, yüz veya bacaklar gibi). Etkili
diyaliz her zaman kaşıntıyı düzeltmez. KBY ve üremide kaşıntının birçok
sebebi vardır. Kuruluk, ter bezlerinin küçülmesi, sekonder hiperparatiroidizm,
artmış serum histamin düzeyleri, hipervitaminoz A, demir eksikliği anemisi,
nöropati suçlanmaktadır. Ancak böbrek naklinden sonra kaşıntının kaybolması
ve akut böbrek yetmezliğinde görülmeyip kronik yetmezlikte görülmesi, neden
olarak atılamayan zararlı maddelerin etkisini düşündürmektedir. Serum üre
ve kreatinin düzeyleri ile kaşıntı arasında zayıf bir ilişki vardır.
Kaşıntının
kontrol altına alınmasında sistematik yaklaşım önerilir:
· Diyaliz en iyi şekilde kullanılmalıdır.
Kaşıntıya neden olan maddelerin atılımına bağlı olarak, diyaliz geçici
bir rahatlama sağlar.
· Etilenoksit duyarlılığı olan hastalar
belirlenmelidir. D Diyet kısıtlamaları ve fosfat bağlayıcı tedavi kullanımı
teşvik edilmelidir.
· Kansızlık tedavi edilmelidir (eritropoietin
tedavisi).
· Kuruluk varsa birlikte nemlendirici
ve yumuşatıcılar kullanılmalıdır.
· Antihistaminikler veya ketotifen
(2mg oral, günde 2 kez) kullanılabilir.
· Kaşıntı devam ederse UVB (ultraviolet
B ışığı) tedavisi fayda sağlayabilir.
· Dirençli durumlarda; oral aktif
kömür, kolestiramin, naloksan, meksiletin, intravenöz lidokain gibi tedavi
seçenekleri kullanılabilir.
· Çok dirençli durumlarda UVB + kolestiramin
veya UVB + aktif kömür kombinasyonları denenebilir.
· Türkiye'de bulunmayan topikal anestezikler
(pramoxine) ve topikal capsaicin yararlı olabilir.
3. Kuruluk:
Kronik böbrek yetmezlikli hastaların çoğunda görülür ve çeşitli
derecelerdedir. Neden geliştiği tam olarak anlaşılamamıştır. Ter ve yağ
bezlerinde küçülmelerin gösterildiği çok, sayıda çalışmalar vardır. Nemlendirici
ve yumuşatıcıların kullanımı ile kuruluğa bağlı kaşıntılar azaltılabilir,
ancak kuruluğun kendisinin tedavisi zordur.
4. Kireçlenmeler:
Kronik böbrek yetmezlikli hastalarda kalsiyum, deri altında
kollajen lifler etrafında ve deri ekleri etrafında birikerek deri altında
sertlikler yapar.
5. Hücresel
bağışıklığın bozulmasına bağlı bulgular: Bu bulgular hastalığının
kendisine bağlı ortaya çıkabilir. Ancak özellikle transplant alıcılarında
(nakil hastalarında) bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaç kullanımı enfeksiyon
ve kanserlerin oluşumunu tetikler. Bu grupta gelişen enfeksiyonlar tüm
alıcılarda tedaviden bağımsız ve izlem süresi boyunca gelişebilir.
-Bakteriyel enfeksiyonlar:
Kıl kökü enfeksiyonları (follikülit, fronkül), fistül çevresinde abseler.
-Viral enfeksiyonlar: Herpes
simpleks (uçuk) , herpes zoster (zona, gece yanığı) , verrüler (siğiller).
-Mantar enfeksiyonları: Onikomikoz
(tırnak mantarı) , Kandidiyazis (maya mantarı enfeksiyonu), tinea versikolor
(samyeli)
6. Deri kanserleri: Özellikle nakil
hastalarında deri kanseri gelişme riski oldukça yüksektir. Çok çeşitli
deri kanserleri ortaya Çıkabilir. Deride meydana gelen kırmızı-morumsu
kabarıklıklar, güneş gören yerlerde ve genital bölgelerde oluşan kırmızı,
kepekli yama şeklinde lezyonlar, herhangi bir ben üzerinde oluşan kaşıntı,
büyüme, kanama, renk değişikliği ve şekildeki düzensizlik gibi bulgular
hekime başvurmayı gerektirir.
7. Deri eklerinde değişiklikler: 'Tırnak
bozuklukları: 'Half and half nail' denilen ve üremi için oldukça özgül
olan bu bulguda tırnağın yarısında kırmızı ve kahverengi, basmakla solmayan
renk değişikliği olur.
'Terleme bozuklukları: Ter bezlerinde
küçülme nedeniyle kuruluk ve ter içinde yüksek üre miktarının deriye çökmesiyle
'üremik frost' denilen durum ortaya çıkar.
Saç dökülmesi:Atılamayan zararlı
maddelerin etkisi, anemi ve yetersiz beslenme nedeniyle saç dökülmesi ve
saçlarda matlaşma görülür. Tedavi nedene yönelik yapılmalıdır. Gerektiğinde
vitamin ve demir desteği olumlu sonuç verebilir.
8. Diğer deri problemleri:
Temas alleriisi: Nikel (iğne), ve
deriye sürülen krem, merhem ve solüsyon gibi maddelere bağlı olarak temas
bölgelerinde kızarıklık, kaşıntı ve pullanmalar görülür.
9. İlaçlara bağlı etkiler: Transplant
alıcılarında gözlenen deri problemleri, çoğunlukla bağışıklık sistemini
baskılayan ilaçlar ve kortizon tedavileri ile ilişkilidir. Bu ilaçların
kullanımına bağlı olarak derinin özellikle üst tabakalarında değişiklikler
olur, ayrıca bağışıklık sisteminin baskılanması nedeniyle viral ve bakteriyel
enfeksiyonların sıklıkları artar. Klinik değişiklikler, steroid yan etkilerine
benzer ve nakil sonrası 10 yıl içinde görülme oranı yüksektir.
Aydede yüzü, yüzde kızarıklık, 'buffalo
hörgücü', deride yırtılmalar, morluklar, deride incelme, deri kuruluğu,
sivilce gibi bulgular izlenir. A vitaminin deriye uygulanabilir formu olan
topikal retinoik asitler kortikosteroidlerin deride incelme yapıcı etkilerini
azaltırlar.
Siklosporine bağlı kıllanma artışı,
saçlarda dökülme, diş etlerinde büyüme, deri renginde koyulaşma görülebilir.
Azatiopürin ve takrolimus saç dökülmesi
yapabilir.
NE YAPMALI?
1. Deride kuruluğu artıran ve
deriyi tahriş edebilecek faktörlerden sakınmak:
-
Çok sıcak ve çok soğuk ortamlarda
bulunmamak.
-
Ilık su ile ve kısa süre banyo
yapmak.
-
Deriyi daha az tahriş eden sabunların
kullanılması (Dove, Sebamed, Neutrogena, Eubos gibi).
-
Yünlü ve sentetik giysilerin direkt
vücuda temas etmemesini sağlamak.
2. Nemlendirici ve yumuşatıcılar
kullanmak (banyo sırasında ve banyo sonrasında) :
Bu amaçla üreli ve laktik asit içeren
nemlendiriciler yararlı olabilir. Özellikle banyo sonrası hafif nemli deriye
uygulandıklarında nemi hapsetme özelliğine sahiptirler.
Bu amaçla kullanılan ve piyasada
bulunan bazı ürünler şunlardır:
-Excipial hydro % 2 emülsiyon
-Excipiallipo % 2 emülsiyon
-Nutraplus % 10 losyon
-Ürederm % 10 lipo emülsiyon
-Ürederm % 10 hydro emülsiyon -Ürederm
% 20 krem
-Salmandol tıbbi yağ banyosu
*** ilaçlar hekim denetiminde kullanılmalıdır.
3. Güneşten korunma: Uygun
giysiler ve güneşten koruyucu kremler kullanılmalıdır.
4. Sık kendini muayene: Deride
gelişebilecek enfeksiyon, alerjik reaksiyon ve kanserlerin erken tanısı
önemlidir. Bu nedenle fark edilen bir problem olduğunda hekime bildirilmelidir.
.
Copyright © SAGLIKCILARPORTALI Yayıncı Firmalardan İzin alınarak. Yayınlanabilir.