Kalp Damar Hastalıkları
Hazırlayan:Prof.
Dr. ALİ KUTSAL
Kalp-Damar
Cerrahisi Uzmanı
Kalp-damar sistemi; kalp, arterler
(atardamar), venler (toplardamar) ve kapillerlerden (kılcal damar) oluşur.
Kalp; göğüs boşluğunun ortasında sternumun
(göğüs kemiği) arkasında, göğüs omurlarının önünde ve diaframın (karın
zarı) üst tarafında yerleşmiştir. Vücudun canlılık ve işlevlerini sürdürebilmesi
için gereksinmesi olan besin maddeleri ve oksijeni taşıyan kanı tüm organ
ve dokulara ulaştırmakla görevli, kas yapısında bir pompadır. Bu işlevini;
dakikada 60-100 (ortalama 80), bir saatte 4800 ve bir günde ortalama 115.200
kez kasılarak sağlar. Ortalama yaşam süresinin 69 yıl (Türkiye için) olduğu
dikkate alınırsa, bu kadar yoğun çalışan bir organda bu süre içerisinde
çeşitli hastalıklar görülmesi doğaldır.
Vücutta normal işlevlerin yürütülebilmesi
için bütün hücrelerin sürekli oksijene gereksinimi vardır. Bu sırada ortaya
çıkan karbondioksitin de vücuttan atılması gerekir. Kan ve dokular arasındaki
oksijen ve karbondioksit değişimi kapiller damarlarda gerçekleşir. İçerisindeki
oksijen ve besin maddeleri dokular tarafından kullanılan kan toplardamarlar
aracılığı ile kalbe gelir. Kalp pompa görevi yapan dört boşluktan oluşur.
Septum adı verilen bir duvar kalp boşluğunu sağ ve sol olmak üzere ikiye
ayırır. Kanın toplandığı ilk bölüm sağ atriyum (kulakçık) olarak isimlendirilir.
İnce duvarlı olan sağ atriyumdan kan, triküspit kapak aracılığı ile daha
kalın adele yapısına sahip olan sağ ventriküle (karıncık) geçer. Sağ ventrikül
bu kanı pulmoner kapak aracılığı ile akciğerlere gönderir ve burada kanın
içerisindeki karbondioksit temizlenir, yerine oksijen eklenir.
 |
 |
1. Sağ Koroner
2. Sol Ön İnen Dal
3. Sol Sirkumfleks
4. Superior Vena Kava
5. İnferior Vena Kava
6. Aort
7. Pulmoner Arter
8. Pulmoner Ven
|
9. Sağ Atriyum
10. Sağ Ventrikül
11. Sol Atriyum
12. İnterventriküler Septum
13. Sol Ventrikül
14. Korda Tendinea
15. Triküspit Kapak
16. Mitral Kapak
17. Pulmoner Kapak
|
Yeniden oksijenlenen kan bu sefer kalbin
sol tarafındaki sol atriyuma gelir. Buradan mitral kapak aracılığı ile
sol ventriküle ve oradan da aort kapağı aracılığı ile vücudun en büyük
atardamarı olan aorta atılarak vücudun her tarafına giden dallar aracılığı
ile tüm dokulara ulaşır. Kalbin sağ ve sol tarafı aynı anda kasılır (sistol),
aynı anda gevşer (diyastol). Diyastolde kalp boşluklarına dolan kan sistol
sırasında akciğerler ve vücuda atılır.
Atardamar sisteminde vücuttaki toplam
kanın %10'u bulunur. Atardamarların kalpten çıkan başlangıç bölümüne aorta
denir. Kalpten uzaklaştıkça damarların çapı küçülerek dokularda kapiller
adı verilen ince kılcal yapılar biçiminde sonlanırlar. Aorta ve büyük dalları
elastik yapıdadır. Sistol sırasında kalp kanı aorta içine atar, buna bağlı
olarak da aort içinde basınç yükselir. Ancak damarın elastik ve esnek yapısı
sayesinde basıncın istenmeyen seviyelere çıkması önlenir. Kalbin diyastol
döneminde ise kan atımı olmayacağı için aort içindeki basınç düşer ama
yine de bir miktar kan bulunur. Böylece sistol sırasında 90-140 mmHg
arasında olan basınç diyastolde 60-90 mmHg arasında seyreder. Her kalp
atışında bu durum tekrarlar ve böylece dokulara sürekli kan taşınmış olur.
Kanın taşıdığı besin maddeleri, oksijen,
çeşitli elektrolit ve hormonlar kapillerlerde dokular tarafından alınır.
Bunlar kullanıldıktan sonra ortaya çıkan atıklar ise kana verilir. Kapillerlerden
kan venöz sistem aracılığı ile geri döner.
Toplardamar sistemi dolaşımdaki kanın
%75'ini taşır. Çeşitli atıkları içeren kanı kalbin sağ atriyumuna getiren
başlıca iki ana ven vardır. Superior vena kava olarak isimlendirilen ven
baş, boyun ve kollardaki kanı, inferior vena kava olarak isimlendirilen
ven ise vücudun alt kısımlarındaki kanı kalbe getirir. Venlerin de kalbe
yaklaştıkça çapları artar. Fazla miktarda kan taşıdıkları için duvarları
arterlerden daha incedir ve daha esnektirler.
Kalp kendi kendine elektriksel uyarı
oluşturabilen bir yapıya sahiptir. Her kalp atışı bu sistem tarafından
başlatılır, özel bir sistem aracılığı ile kalbin her tarafına iletilerek
kasılma sağlanır. Uyarı sağ atriyum ile superior vena kava’nın birleşme
yerinde bulunan sinüs düğümünden başlatılır, atriyum boyunca yayılarak
sağ atriyumda trikuspid kapağın septal leafleti, koroner sinüs ve tendon
todaro arasında kalan ve Koch trigonu olarak isimlendirilen üçgenin içinde
yer alan atrioventriküler düğüme gelir. Buradan önce ortak bir demet halinde
atriyumlardan ventriküllere geçer ve buradan her iki ventriküle dağılır.
 |
1. Sinüs Düğümü
2. Atrioventriküler Düğüm
3. His Demeti
4. Sağ ve Sol Dallar
|
Bu kadar karmaşık bir yapısı olan
ve çok çalışan bir organ sisteminde pek çok hastalığın görülmesi kaçınılmazdır.
Kalp ve damar hastalıkları doğumsal olan (konjenital) ve sonradan ortaya
çıkan (edinsel) hastalıklar olarak ikiye ayrılır:
Doğumsal kalp hastalıklarının sıklığı
ortalama olarak 1000 canlı doğumda 8 kadardır ve nüfusa oranlandığında
ülkemizde her yıl 12.000'e yakın kalp anomalisi olan bebek doğmaktadır.
Edinsel kalp hastalıkları ise başlıca
romatizmal ve koroner kalp hastalıklarından oluşur. Gelişmiş ülkelerde
ender görülen romatizmal kalp hastalığı çocukluk döneminde geçirilen romatizmal
ateşin kalbi de etkilemesi ile oluşur.
Yurdumuzda 1990 yılında yapılan TEKHARF
çalışmasında 20 yaş üzerinde romatizmal kalp hastalığı sıklığı %0.046 olarak
bulunmuştur. Okullarda yapılan tarama çalışmalarında ise 7-17 yaş grubunda
sıklık; erkeklerde %0.063, kızlarda %0.068 ve ortalama %0.065'tir. Bunlara
Türkiye'de 150.000 kişide romatizmal kalp hastalığı olduğu tahmin edilmektedir.
TEKHARF çalışmasına göre 1.050.000
koroner kalp hastası ve 590.000 hipertansif kalp (yüksek tansiyon) hastası
vardır. Hipertansiyon da koroner kalp hastalığına neden olan önemli faktörlerden
biri olduğu için yaklaşık 1.700.000 koroner kalp hastasının var olduğu
kabul edilebilir.
Kalp-Damar
Hastalıklarının Nedenleri
Doğumsal
Nedenler:
Bebekte kalp gelişimi hamileliğin
ilk altı haftası içinde olur. Gebeliğin ilk 10 haftası embriyolojik dönem
olduğu için bu süreç içerisinde annenin geçirebileceği ve embriyolojik
gelişimi etkileyebilecek kızamıkçık, toksoplazma, sitomegalovirüs (CMV)
enfeksiyonları, sifiliz, annenin aşırı sigara veya alkol alımı, kullanılan
ilaçlar (difenilhidantoin, talidomide, lityum klorür, oral antikoagülanlar)
kalp gelişimini etkileyerek çeşitli anormalliklerin ortaya çıkmasına neden
olabilir. Aynı dönemde anne ve/ya da babadan kromozomlar aracılığı ile
bebeğe geçen ve kalpte anormallikler yapan Turner, Holt Oram, Marfan gibi
sendromlar da vardır. Ayrıca hamilelik döneminde radyasyona maruz kalan
annelerin bebeklerinde kalp anomalisi görülme riski belirgin olarak artar.
Bu kadar kısa gibi görülen dönem
içinde ortaya çıkabilen ve kapakların herhangi birinde delik görülmesi
ya da kulakçık veya karıncıklar arasında delik bulunması gibi daha basit
anomalilerden, kalp boşluklarının veya kalpten çıkan ana damarların yer
değiştirmesi ve bunlara kalp içinde delik veya darlıkların da eklenmesi
gibi çok daha karmaşık anomalilere kadar değişebilen hastalıkların sayısı
yaklaşık 6.000 civarındadır. Ailenin bir çocuğunda doğumsal kalp anomalisi
varsa diğer çocuklarda da anomali görülme sıklığı anomalinin cinsine
göre %2.5-4.5 oranında artar.
Edinsel Nedenler:
Doğuştan olan az sayıdaki kapak anomalisi
bir tarafa bırakılacak olursa edinsel kapak hastalıklarının büyük
kısmı ateşli romatizmaya bağlı olarak ortaya çıkar. Romatizmal ateş, streptokok
grubu mikroplara karşı vücudun verdiği bir bağışıklık yanıtıdır. Boğaza
yerleşen streptokok iyi tedavi edilmezse genellikle iki hafta içinde ateşli
romatizmaya neden olur. Bunun çeşitli belirtileri vardır.-1>Temel Belirtiler:
Copyright © SAGLIKCILARPORTALI Yayıncı Firmalardan İzin alınarak. Yayınlanabilir.