Neden Horluyoruz?
Hazırlayan:
Op. Dr. Tamer Haliloğlu - Alman Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Departmanı
Horlayan uykusunda rahattır, ancak
dinleyicileri rahatsız eden bir durum ortaya çıkar. Horlama can sıkıcı
olduğu gibi aynı zamanda tıbbi bir sorundur. Ancak günümüzde gürültülü
horlamanın bazı fizyolojik anormallikler ile ortaya çıktığı kabul edilmektedir.
Araştırmacılar, ilk olarak bademcikler
etrafındaki anatomik oluşumların ve damak anormalliklerinin uykuda hava
yollarında tıkanıklığa yol açtığını gösterdiler. Hava sütununun hızla hareketi
gevşemiş dokuları özellikle yumuşak damağı ve bademcikler etrafındaki dokuları
titreterek horlama diye tanımladığımız sesin kaynağını oluşturur.
Son çalışmalar horlamanın sosyal önemine
ilave .olarak bir sağlık problemi olduğunu gösterir. Yetişkin insanların
%10'u yan odadan duyulacak şekilde horlar. Ayrıca horlama her iki cinste
yaşta doğru orantılı olarak artar. Erkeklerde 20 kadınlarda 40 yaşından
Sonra görmek mümkündür. Epidemiolojik çalışmalara göre 60 yaşını geçmiş
erkeklerin %40 ila 50 'si horlar. Horlamanın zamanla şiddetinin arttığı
ve küçük bir grup hastanın da uykuda hava açlıklığı hastalığına (sIeep
apne) kadar ilerlediği saptanmıştır.
Üç-dört oda ileriden hatta diğer evden
duyulan horlamaları biraz abartmış olsak da diğer odaya kaçıran horlamaların
oluşum mekanizması şöyledir: Uykuda hava açlığı hastalığı ve horlama, şiddette
farklı olmalarına rağmen birbirlerine benzerler. Belli başlı iki sorun
vardır. Birincisi; bu hastalarda dar ağız hava yolu ile uzun küçük dil
ve geniş bademciklerdir.
Bu anormallikler horlayan hastaların
%90'ından fazlasında görülür. İkincisi; büyük dil, çene kemiğinin küçük
olması, uyku sırasında hava yolunu tutan kaslarda negatif basınç artışıyla
çöküşe varan durumun oluşmasıdır.. Nefes alındığında damak geriye aşağıya
yan farenks duvarlarına doğru çöker. Bu bulgulara alınan alkol hipotonikler,
transklizanlar ve antihistaminikler kas tonusunu düşürerek artırıcı etki
yaparlar.
Alkolün bu etkiyi iki yolla artırır:
Hava Yolunu taşıyan kasların tonusunu düşürmek ve uyandırma merkezinin
hassasiyetini azaltmak. Horlamanın genelde derin uykuda en şiddetli olmakla
birlikte REM (rapid eye movement) döneminde sürekli görülmediği bildirilmiştir.
Tıkanmayı arttıran bir başka faktör uykusuz kalmaktır. Çok gürültülü horlayan
kişilerde anormal artan göğüs içi basınçla kalp bölgesinde büyüme ve pulmoner
damarlarda kan yığılması görülür. Uykuda hava açlığı hastalığı olanlarda
bu bulgular ciddi sonuçlar doğurabilir. Konuyla ilgili bir çalışmada 432000
ölümde en sık ölüm saati sabah 5 ile 6 yani fiziksel aktivitenin
en düşük olduğu uyku sırasında gerçekleştiği görülmüştür.
Çocuklar ile ilgili yapılan çalışmalarda;
horlayan çocuklarda bazı günlük davranış problemleri olduğu bildirilmiştir.
Bir başka çalışmada böyle çocukların %3 ila %4 'ün de bademcik ve geniz
eti ameliyatından sonra anormal olan EKG bulgularının normale döndüğü görülmüştür.
Horlama çocuklar için anormal bir durum olmakla birlikte bademcik ye geniz
eti ameliyatı bu sorunu genellikle ortadan kaldırmaktadır
Copyright © SAGLIKCILARPORTALI Yayıncı Firmalardan İzin alınarak. Yayınlanabilir.