Hidatik Kist
Ülkemizde en sık görülen paraziter
kistik hastalıktır. Hayvancılığın özellikle koyun sığır yetiştiriciliğin
yaygın olduğu bölgelerde yoğun olarak görülmektedir. Hastalık yapan bir
Echinococcus granulosus adı verilen parazittir. Nadirde olsa Echinococcus
alveolaris dediğimiz parazitte bu hastalığı yapabilir. Bu parazit etçil
memelilerin (köpek v.b.) bağırsaklarında larva veya kist şeklinde otçul
memelilerin iç organlarında yaşar. Paraziti taşıyan etçil memeliler dışkılarıyla
bu parazitlerin yumurtalarını dışarı atarlar. İnsanlar infekte olmuş sebze
v.s. yiyecekleri yiyerek parazitin yumurtasını alırlar. Burda otçul memeliler
gibi insanlar arakonak görevi görür. İnsan bağırsağına alınan yumurtalar
burda embriyoya dönüşerek kana geçerek karaciğer v.s. organa taşınır. İnsanda
kistlerin en fazla oluştuğu yer karaciğerdir. Bu embriyoların bir kısmı
karaciğerden sistemik kan dolaşımına katılarak akciğer, dalak, böbrek,
kemik, beyin v.s. organlara taşınabilir.
Parazitler insan vücudunda çeşitli
organlara yerleştikten sonra içi sıvı ve parazit dolu olan kistler oluştururlar.
Akciğerde genellikle tek kist bulunur. Akciğerde hidatik kist bulunan olguların
%60 varan oranlarda karaciğerinde de kist bulunur. Oluşan kistler üreme
kabiliyetine sahiptir, kist içeriği diğer yerlere yayılarak yeni kistler
yaparlar. Akciğerdeki hidatik kistler yırtılarak akciğer boşluğuna yani
soluk borusuna boşalabilir, vücut boşluğuna boşalabilir veya infekte komplike
kist haline dönüşebilir. Bazı kistler ise kendiliğinden gerileyip yok olabilir.
Hidatik kistler yavaş büyürler ve
herhangi bir semptom göstermezler. Hastaların çoğu başka bir nedenle veya
kontrol amaçlı akciğer filmi çektirdiklerinde tanı alırlar. Hastaların
¾ ünde kistler akciğerin alt tarafında ve tek olma eğilimindedir. Hidatik
kist çocuklarda erişkinlerden daha fazla görülür. Klinik olarak tanı konulan
kistlerin yaklaşık yarısı akciğerdedir. Bu kistler vücutta sadece kitle
etkisi yaparlar. Olguların yarısında basıya bağlı öksürük görülür, daha
az bir hasta grubunda nefes darlığı ve göğüs ağrısıda bulunabilir. Akciğerdeki
lezyon 1-20 cm arasında olabilir. 7 cm den büyük kistlerin %30 u soluk
borusuna açılır ve hastalar ağızlarından berrak bir sıvının (kaya suyu)
geldiğini söylerler. Bazen de yoğun öksürükle birlikte peynir parçası,
üzüm kabuğu, soğan-yumurta zarına benzer bir maddeyi çıkartabilir. Hidatik
kist eğer yırtılırsa insanlarda aşırı duyarlılık reaksiyonlarına yol açabilir.
Bu sırada deri bulguları, solunum yollarının daralması, gibi bulgular ortaya
çıkabilir. Bazı hastalarda ise rüptüre bağlı sekonder infeksiyon, abseleşme,
yoğun kanama oluşabilir.
Tanıda radyolojik incelemenin rolü
büyük olduğu gibi bazı laboratuar testleri de önem arzeder. Kesin tanı
hidatik kist elemanlarının plevral sıvı veya balgamda saptanması ile konur.
Tanıda iğne aspirasyonu yapılmaz. Çünkü kist yırtılabilir ve sıvı sızıntısına
neden olabilir.
Hidatik kistin temel tedavi prensibi
cerrahi yöntemle kistin çıkarılmasıdır. Kist hızlı büyüyerek etrafa bası
yapabilir, üstüne başka bir ajanla sekonder infeksiyon gelişmiş olabilir,
kist vücut boşluğuna yırtılmış olabilir bu durumlarda cerrahi müdahale
şarttır. Kistin cerrahisinde kiste ulaşıldığınde enjektörle içindeki sıvıdan
bir miktar alınır ve içine kistleri öldürücü bir ajan verilerek çıkarılma
sırasında yırtılmasına karşı önlem alınır. Cerrahinin uygulanmamsı gereken
bazı durumlarda vardır. Eğer organda birden fazla kist varsa veya daha
önceden ameliyat edilen kişide tekrar kistler oluşmuşsa hastanın ameliyat
olması tavsiye edilmez. %10 civarında cerrahi sonrası kist tekrarlayabilir.
Ameliyat öncesi ve sonrası 1 yıl sürece antikor negatif ise, ameliyat öncesi
antikorlar düşük ameliyat sonrası 1,5 yıl negatifse, ameliyat sonrası antikor
miktarında yükseliş yaşanmadan 2 yıl süre ile antikor miktarı düşmüşse
hastalığın gidişatı iyi demektir.
Hidatik kist hastasında
- hastanın genel durumu veya kistin
lokalizasyonu operasyona uygun değilse
- cerrahi sırasında kist yırtılmışsa
- birden fazla kist mevcut ise
- önceden cerrahi yapılmasına rağmen
kist yeniden oluşmuşsa
- ameliyat öncesi kisti öldürmek
ve ameliyatı kolaylaştırmak için
- kistin yeniden oluşmasını önlemek
için
ilaç kullanılması gerekir. Medikal
tedavide Albendazol, mebendazol ve praziquantal en sık kullanılan ilaçlardır.
Bu ilaçların kullanılması ile bazı yan etkiler görülebilir. Bulantı, kusma,
karın ağrısı, isal, ateş, baş ağrısı, saç dökülmesi gibi yan etkiler görülebilir.
Cerrahi uygulama veya ilaç tedavisinin başlanması kararının uzman hekim
tarafından verilmesi gerekir. Uygun tedavinin uygulanması için hastaların
genel cerrahi uzmanına başvurmaları gerekir.
Copyright © SAGLIKCILARPORTALI Yayıncı Firmalardan İzin alınarak. Yayınlanabilir.