Hava Kirliliği ve Astma Hastalığı İlişkisi
Hazırlayanlar : Prof. Dr. A. Fuat Kalyoncu
Türk Akciğer Hastalıkları Vakfı
İnsanlar nasıl içtikleri suyun berrak
ve temiz olmasını isterlerse, soludukları havanın da en az su kadar temiz
olmasını istemeleri en doğal haklarıdır. Solunan havanın gaz, buhar, duman
ve partikül gibi yabancı madde içermesi, özellikle astma'lı hastalar için
çok zararlıdır. Zira astmalıların solunum yolları hassas olduğundan kolaylıkla
etkilenebilir ve hatta krize girebilirler. Bundan başka üst ve alt solunum
yolları devamlı teneffüs edilen polen, toz vs. gibi ajanlar sayesinde sürekli
hassas duruma geçebilmektedir. Biz buna tıp dilinde, "Hassaslaşma" anlamına
gelen Sensitizasyon demekteyiz. Buna en güzel örnek, sabun kaçan gözün,
kızarması, kaşınması ve sulanmasıdır .
İç ve dış ortamdaki hava kirliliğinin
en önemli kaynakları, fosillerden oluşan kömür, petrol ve odun, bitki artıklardır.
Bunlardan aynı olarak, sigara ve (çoğu az gelişmiş ülkelerin, soğuk ve
yüksek rakımlı bölgelerinde yaşayan; düşük sosyo-ekonomik gelirli toplulukların
kullandığı) büyük baş hayvanların dışkılarından yapılan tezek'ten ortaya
çıkan yanma ürünlerini de bildirmek gerekir. Dünyada 500 milyondan fazla
insaınn tezek kullandığı bilinen bir gerçektir. Ülkemizde bilhassa kırsal
bölgelerde başta ısınma amaçlı olmak üzere; yemek-ekmek pişirme ve çamaşır
yıkama amacıyla tezek kullanılmaktadır. Tezeğin yanmasıyla iç ortama karbon
monoksit, kükürt, nitrojen gazları ve daha bir çok kimyasal gaz yayılır.
Tezekten çıkan gazlara en fazla maruz kalan anne ve yanlarında gezinen
küçük çocuklardır. Bütün bu yakıtlardan çıkan kimyasal etkenlerin tümü,
üst ve alt solunum yollarım tahriş ederek, astmalıların kötüleşmesine sebep
olurlar.
İyi kalitede olmayan kömürün ve petrol
ürünlerinin yanması veya trafiğin yoğun olduğu zamanlarda araçların egzos
gaz ve partiküllerinin dış ortama yayılması, önemli bir halk sağlığı sorunudur.
Yaşadığımız yüzyılın ellili ve altmışlı yıllarında Londra, New York, Philadelphia,
Tokyo ve Yokohoma'da ortaya çıkan hava kirliliği felaketlerinden en çok
zarar görenler başta astma olmak üzere kronik akciğer ve kalp hastalarıdır.
Kirli hava içindeki gazlar ve partiküller bu hastaların krize girmelerine
sebep olmaktadır. Birdenbire acil servislere başvuru artmakta ve yaşlı
olanlarda ölümler meydana gelmektedir. Bize aktarılan bilgilere göre, Londra'da
havanın kirli olduğu günlerde en çok' çalışanlar, sağlıkçılar, otopsi yapanlar
ve mezar kazanlardı. En az çalışanlar ise taksi sürücüleri. İleri ülkeler,
hava kirliliğini azaltan önlemler alarak sorunlarını çözebilmişlerdir.
En zorlanılan konu ise, araçların egzoslarından çıkan gazların kontrolüdür.
Bitkilerin polen denilen tozlarının
çoğu aslında zararsızdır. Bunda polenin iç yapısının, ağırlığının, büyüklüğünün
ve havada asılı kalma süresinin etkisi vardır. Polenler zararsız da olsa,
belirli gazlarla, örneğin nitrojen oksitle bulaştığı takdirde, vücut için
zararlı hale dönüşebilir. Bu nedenle ısınma işini doğal gazla halletmiş
olan ileri ülkelerde bile araç trafiğinin sebep olduğu hava kirliliği sorun
olmaya devam etmektedir.
Ani gelişen hava kirliliğine bağlı
olarak kısa bir süre içinde hastanelerin acil servislerine yüzlerce, bazen
de binlerce astmalı hastaların baş vurmasıyla karakterli olaylar bildirilmiştir.
Toplumda panik yaratabilecek özellik taşıyan bu tür olaylar genellikle
liman nehirlerinde olmaktadır. Astma gibi solunum yolları duyarlı hastalarda
krize yol açabilen maddelerin gemilerden boşaltılması veya yüklenmesi sırasında
bir çok kişi hastalanmaktadır. Bu tür olaylar aşağıda sunulmuştur.
1928 yılında ABD'nin Ohio eyaleti,
Toledo kentinde Hint yağı (Castor oil) çekirdeklerini öğüten değirmenin
çevresinde 200 kişinin astmaya yakalanma olayı patlak vermiştir. Sonunda
fabrika kapatılmış ve salgın durmuştur. Benzer salgınlar sonradan Brezilya
ve Güney Afrika'da da bildirilmiştir.
ABD'de 1967'de New Orleans ve NewYork'ta
yapısal olarak astmaya meyilli ve sosyo-ekonomik durumu elverişsiz kişilerde,
muhtemelen iç ortamın kirli havasının da eklenmesiyle küçük salgınlar rapor
edilmiştir. Olayın, dış ortamda bulunan yanma kökenli kimyasal maddelerden
kaynaklandığı ileri sürülmüşse de kesin bir kanıya varılamamıştır.
1985 yılında İngiltere'nin Birmingham
kentinde, atmosferik basıncım düşmesi ve gök gürültüsü ile birlikte bir
gün içinde 8 hastanenin acil servisine 80 astma'lı baş vurmuştur. Olayın
gök gürültüsü ve havada yoğun bir şekilde bulunan özel bir mantar sporlarıyla
ilgili olduğu sanılmaktadır. Avustralya 'nın Melbourne kentinde de gene
gök gürültüsü ile birlikte pirinç otu polenlerinin rol oynadığı 12 astına
salgını bildirilmiştir. Bu salgınlarda bir gün içinde yüzden fazla hasta
acil servislere başvurmak zorunda kalmıştır. Gök gürültüsü ile birlikte
gelişen en büyük astma salgım 1994 yılında Londra'da olmuştur. İki gün
içinde ortalama 1000'in üstünde astmalıda kriz gelişmiştir. Özetle Birmingbam,
Melbourne ve Londra'daki salgınların gök gürültüsü ve belki de astmosferik
basınç değişiklikleri ile doğrudan ilgili olduğuna inanılmaktadır.
İspanya'mn Barcelona limanında 1981-1983
yılları arasında tam 5 kez astma salgını meydana gelmiştir. Olay sırasında
astma krizine girenlerin çoğu limanın çevresinde yaşayanlardı. Yapılan
çalışmalar sonunda salgının, o günlerde limanda bulunan soya yüklü gemilerden
boşaltma işlemi sırasında çevreye yayılan soya fasulyesi toz artıkları
olduğu anlaşılmıştır. Soya tozlarıyla ilgili astma salgınları, daha sonraları
İspanya'nın Cartagena, İtalya'nın Napoli ve ABD'nin New Orleans liman şehrinde
yaşayanlarda da izlenmiştir.
Yukarıdaki olaylar, Türkiye'de de
İstanbul, İzmir, Mersin gibi şehirlerde astma saygınlarının oluşabileceğini
göstermektedir. Salgın nedenleri, dikkatli gözlem ve araştırmalarla bulunabilir.
En önemli sebeplerin; gök gürültüsü, Hind yağı bitkisinin çekirdeği ve
soya fasulyesi tozlarının havaya yayılması olduğunu akıldan çıkarılmamalıdır.
Copyright © SAGLIKCILARPORTALI Yayıncı Firmalardan İzin alınarak. Yayınlanabilir.