Çocuklarda HIV İnfeksiyonu
Hazırlayan: Prof. Dr Serpil Uğur Baysal
İstanbul Üniv. Çocuk Sağlığı Enst. Aile Sağlığı Anabilim Dalı
Kazanılmış (edinsel) bağışıklık yetersizliği
hastalığı, (AIDS) erişkinlerde tamamlandıktan bir yıl sonra ilk kez 1982'de
çocuklarda da tanımlanmıştır. Başlangıçta, pek çok; çocuğa kan ve
kan Ürünleri aracılığıyla bulaşmıştır; ancak 1985 'ten sonra, kan
vericilerinin HIV antikor testi ile taranarak etken bulunduranların verici
olarak kabul edilmemesiyle, kan yoluyla geçiş hemen hemen ortadan kalkmıştır.
Günümüzde, gelişmiş ülkelerde çocuklarda
gelişen hemen her HIV infeksiyonu, annedeki (matemal) hastalık sonucudur.
Doğumdan önce ve yeni doğanın ilk günlerinde anneden bebeğe geçerek ölü
doğum, bebekte ölüm ya da.hastalığa yol açan, suçiçeği, hepatit B,C,D,E,
enterovirüsler (Coxsackie, ECHO), parvovirus B19, toksoplazma, B grubu
streptokoklar, Listeria. Kandida, Lyme, kızamıkçık, uçuk virüsü (herpes
simpleks) , gonore, Chlamydia, Ureaplasına, papil-lomavirus ve sifiliz
gibi doğumsal hastalık etkenleri arasında HIV giderek artan bir önem kazanmakta.
Epidemiyoloji :HIV infeksiyonu
ergenlerde, gençlerde ve erişkinlerde yüksek risk alan davranış biçimi
ile ilişkili olarak ortaya çıkan ve infekte annelerin çocuklarında oluşabilen
bir hastalıktır. Dünya' da HIV infeksiyonunun sıklığı hızla artmaktadır.
Bildirilen vakaların %1' i 13 yaşın altındadır.
Gebeler arasında HIV infeksiyonunun
sıklığı bölgelere göre değişmektedir. ABD verilerine göre ergenler tarafından
askerlik için yapılan başvurularda 1/3000 oranında, iş başvurularında ise
3/1000 oranında HIV antikoru pozitif bulunmuştur. Gebelerde bu sıklık daha
fazladır.
ABD'nin Philadelphia kentinde her
1000 gebe kadının 7-8'inin, Afrika ülkelerinde ise 30-70 'inin HIV ile
infekte olduğu araştırmalarla belirlenmiştir.
Geçiş / Bulaş yolu: Günümüzde, Dünyada
çocuklarda ortaya çıkan HIV infeksiyonlarının % 90' ından çok perinatal
(gebelik ve doğum sırasında) geçişle ilişkilidir. HIV (AIDS hastalığı virüsü),
anneden gebelik, doğum, emzirme sırasında bebeğe bulaşabilir. Ancak bugün,
annenin HIV virüsünü taşıması bebeğini emzirmesi için engel kabul edilmemektedir.
HIV ile İnfekte annelerin bebeklerinde, HIV'e karşı oluşan antikorların
plasentadan geçişine bağlı olarak HIV antikoru pozitif olur ancak
doğumda çocukların yalnızca % 2S'i
HIV ile infektedir.
Öykü: Bulaşmanın
gelişmiş ülkelerde giderek artan sıklığı göz önüne alınarak herhangi bir
hastalığı olan çocukla ilgili aile öyküsü alınırken, anne-babada yüksek
risk taşıyan davranışlar hakkında da bilgi ediniImelidir. Öyküde aşağıdaki
özellikler bulunan ailelerle, HIV infeksiyonunu düşündüren ağır beslenme
bozukluğu, tekrarlayan fırsatçı enfeksiyonlar gibi bulgulan olan çocukların
HIV için test edilmesi düşünülmelidir.
Aile öyküsünde HIV için risk etkenleri
şunlardır : Madde bağımlılığı, Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar (özellikle
deride YaraIara neden olan herpes, sifiliz) güvenli olmayan cinsel ilişki
/ karşılıklı olarak hep aynı eşle değil her Cinsel ilişkide prezervatif
kullanmama 1978-1988 tarihleri arasında kan verilme öyküsü HIV enfeksiyonu
sıklığının yüksek olduğu bölgede yaşama.
Tam Doğumda, HIV ile infekte çocuklarda
fizik muayene genellikle normaldir. Bulgular 3-24 aylar arasında gelişir;
çocukların % 90'ın- da 24 aya kadar bazı bulgular vardır, En sık rastlanan
bulgular şunlar- dır: Yaşa göre tartı ve boyda gerilik (tartı alamama;büyümede
yetersizlik), lenf bezlerinde büyüme, mantar enfeksiyonu, karaciğer ve
dalakta büyüme (orta derecede), gelişme geriliği
Bebeklerde (süt çocuklarında) HIV
enfeksiyonunun tanısı için en sık kullanılan testler HIV için kan kültürleri
ve DNA- PCR testidir. Bu testlerin her ikisi de en az % 90 oranında duyarlıdır
ve yaşamın ilk ayından sonra, hemen hemen % 100 özgündür. HIV pozitif annelerden
doğan tüm çocuklarda yaşamın ilk 48 saatinde ,1-2.aylarda ve 4. ayda DNA-PCR
testi önerilmektedir.
Yaşamın ilk 15 ayından sonra pozitif
ELlSA ve Westem Blot antikor testleri anneden geçen enfeksiyonun varlığını
kanıtlar.
Diğer tanısal testlere ek olarak,
serum immunoglobulin düzeylerinin ölçümü de yararlıdır; böylece en erken
ortaya çıkabilen bağışıklık işlevi bozukluğu belirlenir. T lenfasit sayılarında
azalma yaşa bağlı olarak daha geç ortaya çıkar.
Doğumsal HIV infeksiyonu bulunan tüm
bebeklerde viral yük fazladır. Ancak, yaşamın ilk üç yılında tedavi yapılmasa
bile azalmaktadır. 4-6 yaşından sonra eş düzeylerine ulaşır. Bu dönemde
azalmamış yük hastalık gidişinin kötü olacağının belirtisi olarak kabul
edilmektedir.
Tedavi:
1. Aile desteği ve eğitim -HIV bir
aile hastalığıdır; etkilenmiş ailelerin zamana ve duygusal desteğe gereksinimleri
vardır.
2. Yeterli beslenme sürdürülmelidir.
3. Tüm enfeksiyonlar yeterli ve etkin
olarak tedavi edilmeli, olabileceklerin önlenmesi için çalışılmalıdır.
4. Sık bakteri enfeksiyonu gelişen
çocuklara her ay damar yoluyla gamaglobulin verilebilir.
5. Fırsatçı enfeksiyonları olan,
tartı alamayan, CD4 lenfosit sayıları düşük olan çocuklar Zidovudine (
ZO/; AZT ) ve/ya Didanosine (ddI) ile tedavi edilir.
6. Yeni araştırmalar HIV ile enfekte
annelere gebelikte ve doğum sırasında verilen AZT’nin anneden bebeğe HIV
geçişini-% 25'ten % 6- 8'e indirdiğini göstermiştir. Ek olarak, yeni doğanın
sezaryan kesisi ile doğumu yoluyla risk % 2-3'e indirilebilmektedir. Bu
nedenle, her gebe kadının HIV antikorları açısından taranması ve pozitif
olduğunda tedavisi önerilmektedir (örneğin, Amerikan Pediyatri Akademisi
herkese yazılı olarak HIV eğitimi verilmesini ve tüm gebelerden yazılı
onay alınarak test edilmelerini önermektedir.
Yaşam Süresi: Bebeklerde ve çocuklarda
HIV infeksiyounun seyri genellikle erişkindekinden daha ağırdır. Anneden
kazanılmış HIV infeksiyonu olan çocuklarda ortalama yaş süresi 7-10 yıldır.
Bu çocuklar, henüz bir yaşından önce fırsatçı enfeksiyonlarla savaşırlar.
İlerleyici bilinç değişikliği sonucun ölümcül olduğunu gösteren temel bulgudur.
Çocuklarda
AIDS’in Önlenmesi
Doğumsal infeksıyonun önlenmesi üç
basamaktan oluşmaktadır:
1 Tüm gebe kadınların bilgilendirilmiş
onayla test edilmesi
2.HIV ile enfekte gebe kadınların
tedavi edilmesi
3.Yeni doğanın tedavisi
Ülkemizde bu ilaç Sağlık BakanIığınca
ücretsiz olarak sağlanır.
Anneden geçen ve ergenlerdeki (adolesanlardaki)
HIV enkesiyonu tamamen önlenebilir. Dünya çocuklarının sağlık, barış, onur
içinde yaşamaları ve büyümeleri için yapılması gerekenler arasında HIV/AIDS'e
karşı savaş da yer almalıdır. fuhuşunu engellemek ve çocukların refah düzeyini
ve olanaklarını artırmak için evinden kaçmış çocuklar için yasal düzenlemeler
ve danışmanlık yapılması bu savaın önemli bir parçasıdır.
Dünya'da HIV/AlDS bulaşmaIarının
üçte biri 15-24 yaşlardaki gençleri etkilemiş durumdadır. Yeni HIV infeksiyonlarının
yarısından çoğu 25 yaş altında görülmektedir. Bu nedenle, güvenli cinsel
davranışı geliştirme eğitiminde gençlik önemli bir hedef grubu oluşturur.
Türkiye'de AIDS konusunda ilk sivil
örgütlerden olan,1992 yılında Istanbul'da kurulan AIDS Savaşım Demeği'nin
etkinlikleri arasında ailelerin eğitimi gençlerin eğitimi ve cinsel sağlı
eğitimi, katılımlı (interaktif) eğitim, akran eğitimi de yer almaktadır.
20 ilde şubesi olan Dernek 11- 14 Kasım 'da düzenlediği 5. AIDS Kongresinde
de etkinliklerini yayma ortamı bulmuştur.
Bu konuda çalışan diğer gönüllü kuruluşlarla
işbirligi içinde yürütülen etkinliklerle HIV bulaşmasından korunmak için
güvenli cinsel yaşam ve kondom kullanılması ile kontrolsüz kan - kan ürünü
nak- linin önlenmesi konuları her eğitimde vurgulanmaktadır. Ailelerin
düşünebileceğinin aksine, Dünya Sağlık Örgütü ve Birleşmiş Milletler AIDS
programı tarafından yapılan araştırmalarda çocuklara ve gençlere doğru
yöntemlerle cinsel eğitim verilmesinin cinsel yaşamın erken başlamasına
ve cinsel aktivitenin artmasına yol açmadığı anlaşılmıştır.
AIDS ile savaşımın sembolü olan kırmızı
kurdele "AIDS'i tanıyor biliyor ve korunuyorum. AIDS' e karşı savaşa katkı
veriyorum. HIV/AIDS' li bireylerin insan haklarına saygı duyuyorum" anlamını
taşımak- tadır. Hepimiz, bu kurdeleye sahip çıkarak, hastalarımızı, toplumumuzu,
ailelerimizi ve kendimizi HIV infeksiyonunun risklerini azaltmak, ortadan
kaldırmak üzere bilinçlendirmek ve bu bilinci yaymak için çaba göstermeliyiz.