Mikrosefali
Uzm. Dr. Özge Yılmaz, , Hacettepe Üniv. Tıp Fak. Çocuk Sağ. Enst. Sosyal Pediyatri Anabilim Dalı
Doç. Dr. Songül Yalçın, Hacettepe Üniv. Tıp Fak. Çocuk Sağ. Enst. Sosyal Pediyatri Anabilim Dalı
Mikrosefali yaş ve cinsiyete bağlı
olarak değişen baş ve baş çevresi boyutlarının standartlardan küçük olması
olarak tanımlanır. Mikrosefali bir hastalık olarak tanımlanmasından daha
çok bir klinik bulgudur. Hatta bazen normal varyasyonun bir ucunu gösterebilir.
Eskiden yaş, cinsiyet ve ırk ortalamasının iki standart sapmadan küçük
olan ölçümlere mikrosefali denilmekteydi, ancak sağlıklı okul çocuklarının
% 1.9'unun ortalamanın iki standart sapmanın altında baş çevresi sahibi
olmaları ve normal zekalı bazı ailelerde dominant ya da resesif olarak
mikrosefali ve kısa boy geçişi olması bu tanımı değiştirmiştir.
Kafatasının küçük boyutu küçük beyine
işaret eder. Ancak mental retardasyonun boyutunu beyin boyutu değil altta
yatan yapısal patoloji belirler.
Mikrosefali iki ana gruba ayrılır;
1. Birincil mikrosefali: Gebeliğin
ilk yedi ayında olan anormal gelişimin sonucunda ortaya çıkan küçük beyini
tanımlar.
2. ikincil mikrosefali: Gebeliğin
son iki ayında ya da perinatal dönemde olan bir hasar sonucunda ortaya
çıkan küçük beyini tanımlar.
Baş Çevresinin Normal Gelişimi:
Doğumda ortalama 35 cm olan baş çevresi,
ilk iki ay haftada 0.5 cm; iki ile altı ay arası ise haftada 0.25 cm büyür.
ilk üç aydaki ortalama toplam kafa çevresi büyümesi 5 cm iken, bu ikinci
üç ayda 4 cm ve üçüncü üç ayda 2 cm kadardır. Dokuz ay ile bir yaş arasında
ise baş çevresi 1 cm kadar artacaktır.
Birincil
Mikrosefali
Birçok genetik ve çevresel etken
sonucu oluşur.
1. Genetik
2. Karyotip Bozuklukları
a. Down Sendromu (Trizomi 21)
b. Edward Sendromu (Trizomi 18)
c. Cri-du-chat Sendromu (Sp-)
d. Cornelia de Lange Sendromu
e. Rubinstein Taybi Sendromu
f. Smith Lemli Opitz Sendromu
3. Radyasyon İyonize radyasyon ile
özellikle dördüncü ve yirminci gebelik haftaları arasında karşılaşmak mikrosefalide
önemli bir etkendir. Ne kadar erken karşılaşılırsa beyin o kadar küçük,
nörolojik anormalliğin sonuçları da o kadar kötü olacaktır.
4. Doğumsal Enfeksiyonlar
5. Kimyasal Ajanlar
a. İlaçlar
b. Metabolik
İkincil Mikrosefali
Nedenleri
1. Menenjit ve ensefalit
2. Malnütrisyon(Beslenme yetersizliği)
3. Hipertermi(ilk 4-6 haftada olan
belirgin yüksek ateş)
4. Hipoksik-iskemik ensefalopati
Tanı
Doğumdaki baş çevresinin küçük olması
embriyonik ya da fetal gelişimde olmuş bir olayı göstereceğinden önemlidir.
iki yaş sonrasında beyine olan bir girişim pek ağır bir mikrosefali ile
sonuçlanmaz. Bunlar dışında aile öyküsü genetik etkenlerin ortaya çıkarılması
açısından önemlidir. Risk etmenleriyle karşılaşma; örneğin radyasyon, enfeksiyon,
ilaçlar önemlidir. Annede diabetes mellitus ya da fenilketonüri; özellikle
yaşamın ilk 4-6 haftasında olan yüksek ateş, havale araştırılmalıdır.
Fizik incelemede tek bir ölçümden
çok seri baş çevresi ölçümlerinin değerli olması bize izlemin önemini belirtir.
Bu özellikle en az bir anormalliğin saptanmasında gereklidir. Ayrıca anne-baba
ve kardeşlerin de baş çevresi ölçülmelidir. Araştırmalara göre normal sınırlar
içinde olan ama boy ve kilosuna oranla daha küçük baş çevresi olan bebekler
yedi yaşına geldiklerinde yapılan testlerde gelişme geriliği gözlenmemiştir.
Eğer çocukta bir kromozomal sendromdan
kuşkulanılıyorsa ya da anormal yüz şekli, kısa boy ya da ek doğumsal anomaliler
varsa, karyotipleme yapılmalıdır.
Açlık plazma ve idrar amino asit
analizi yapılmalıdır.
Serum amonyumu belirlenmelidir. Doğumsal
enfeksiyonların tanısında seroloji ve virolojiden yararlanılır.
Radyolojik incelemelerde tanının konunmasında
yararlıdır.