Raşitizm
Hazırlayanlar
Prof. Dr. Şükrü
Hatun, Kocaeli Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı
- Endokrinoloji ve Diyabet Bilim Dalı
Doç.Dr. Ali
Süha Çalıkoğlu, North Caroline Tıp Fakültesi Pediatrik Endokrinoloji Bölümü
Raşitizm
(Rikets / kemik zayıflığı) nedir?
Raşitizm kemiklerde kalsiyum depolanmasının
yetersiz olmasına bağlı olarak ortaya çıkan şekil bozukluklarına verilen
genel addır. Nedenleri çeşitlidir. Her yaşta görülebilir. En sık olarak
görülen, dolayışıyla raşitizm denilince ilk akla gelen D vitamini eksikliğine
bağlı olarak süt çocukluğu döneminde gelişen raşitizmdir.
D
vitamini eksikliği neden olur?
D vitamini diğer vitaminlerin çoğundan
farklı olarak besinlerle alınmasının yanında güneş ışığının yardımı ile
ciltte yapılır. Ciltte yapılan bu D vitamini vücudun gereksinimini karşılayan
temel kaynaktır. Besinlerle alınan ya da ciltte yapılan vitamin D karaciğerde
ve böbreklerde bir dizi işlemden geçerek etki gücü en yüksek olan D vitamini
şekline dönüşür. D vitamini eksikliği de bu aşamalardan herhangi birindeki
bir soruna bağlı olarak gelişebilir; Güneş ışığına yeterince maruz kalmamak,
D vitamini ve kalsiyumdan zengin besinler almamak, barsaklardan emilim
bozukluğu, karaciğer ya da böbrek yetersizliği gibi. Bunlara ek olarak,
uzun süreli olarak kullanılan bazı ilaçlar da D vitamini metabolizmasını
etkileyerek raşitizme yol açabilir. Epilepsi (sara hastalığı) tedavisinde
kullanılan difenilhidantoin (epdantoin) ve fenobarbital (luminal) bu ilaçlar
arasında yer alır.
Vitamin
D hangi besinlerde bulunur?
Eğer besinler özel olarak D vitamininden
zenginleştirilmemişse, genellikle sıradan bir beslenme günlük gereksinimi
karşılamaya yetmez. Bunun istisnası balık ürünleri özellikle balık yağıdır.
Anne
sütünde yeterince D vitamini var mıdır?
Anne sütündeki D vitamini miktarı
12-60 IU civarındadır. Bu miktar günlük D vitamini ihtiyacı olarak saptanan
400 IU’e kıyasla azdır. Anne sütündeki D vitamininin daha kolay emildiği,
dolayısıyla daha etkin olduğu ileri sürülse de, bugün anne sütünün tek
başına süt çocuğunun D vitamini gereksinimini karşılamayacağına inanılmaktadır.
Bu durum özellikle annede D vitamini eksikliği varsa daha büyük önem taşır.
Ana rahminde fötusun D vitamin ihtiyacı annenin depolarından karşılanır.
Fötus doğumdan sonra kendini bir süre idare edebilecek kadar D vitaminini
de çeşitli dokularında depolar. Eğer annede D vitamini depoları yeterli
değilse bebek ya D vitamini eksik olarak, ya da yetersiz D vitamini depolamış
olarak doğar. Bu durum da doğumdan sonra yeterli D vitamini alınmaz ya
da yeterince güneş ışığına maruz kalınmazsa D vitamini eksikliğine bağlı
raşitizmin oluşmasını kolaylaştırır.
Raşitizmin
belirtileri nelerdir?
Raşitizmin belirtileri yaşa göre değişir.
En sık görüldüğü dönem olan ilk yaş içerisindeki belirtiler kandaki kalsiyum
ve fosfor düzeylerinin düşüklüğüne bağlıdır. Bu belirtiler; sebebi izah
edilemeyen huzursuzluk gibi müphem belirtilerden havale geçirmeye kadar
değişir. Raşitizmli bebeklerin kasları gevşek ve güçsüzdür. Bu nedenle
geç oturur, geç emekler ve geç yürürler. Buna karşın zeka gelişimleri bu
durumdan etkilenmez. Nedeni bilinmeyen ve hastalıkla ilişkisi kesin olarak
gösterilmemiş ama anneler tarafından sıkça söylenen bir belirti de baş
terlemesidir.
Raşitizmin diğer belirtileri ise kemiklerde
kalsiyum birikiminin yetersizliğine bağlıdır. Bıngıldak yaşa göre büyüktür
ve kapanması gecikir. El ve ayak bilekleri geniştir. Kaburgaların üzerinde
tespih tanesi gibi şişkinlikler fark edilebilir. Göğüs kafesinin alt kısmında
oluk benzeri bir çökme oluşabilir. Diş çıkması gecikir. Raşitizmli çocukların
alınları geniş ve belirgin, karınları ise şiş gözükür. Eğer hastalık tedavi
edilmezse büyüme yavaşlar ve bir süre sonra çocuk boyca yaşıtlarına göre
geri kalır. Çocuk yürümeye başladıktan sonraki en önemli bulgu bacaklardaki
eğriliktir (O ya da V bacak).
Bu belirtilerin önemli bir kısmı raşitizme
özgü değildir. Bununla beraber bu belirtilerin bir kaçı bir araya gelirse
raşitizm bulunup bulunmadığına ilişkin tetkiklerin yapılması gereklidir.
Raşitizmin
vitamin D eksikliği dışında ortaya çıkması mümkün müdür?
Evet. Raşitizm nadir de olsa başka
durumlarda da ortaya çıkabilir. Bu durumlar ya böbrek hastalıklarına ya
da doğuştan beri bulunup belirtilerini daha geç dönemde veren genetik/ailevi
bozukluklara bağlıdırlar. Bu hastalıkların sonuçları ve tedavisi her birine
özgü olduğu için, vitamin D eksikliğine bağlı raşitizmden ayırt edilmesi
önemlidir.
Raşitizm
nasıl teşhis edilir?
Çoğunlukla klinik bulgular teşhis
için yeterli olmakla beraber kesin teşhis için ya kemik filmi çekilmesi
ve/veya kan tahlili ile kalsiyum, fosfor ve alkalen fosfataz düzeylerinin
ölçülmesi gerekli olacaktır.
Raşitizmin
tedavisi zor mudur?
Raşitizmin tedavisi oldukça kolaydır.
Tedavinin esası eksikliğin giderilip, depoları doldurmaya yetecek D vitamininin
verilmesinden ibarettir. Tedavi çok nadir durumlar dışında ağız yolu ile
verilir. D vitamini her gün günlük ihtiyacın 5-20 misli dozda (2000-8000
IU/gün) ve iki ila üç ay süre ile verilir. Bir başka tedavi yolu da yüksek
doz D vitamininin (600 000 IU) bir defada ağızdan verilmesidir. Her iki
tedavinin de kendine özgü avantaj ve dezavantajları olup, hangi tedavinin
seçileceği kararı hekim tarafından verilmelidir. Eğer kalsiyum eksikliğine
bağlı belirtiler ağırsa ve kalsiyum düzeyleri düşükse tedaviye ağız yolu
ile kalsiyum verilmesi de eklenir.
Raşitizm
tedavisinin riskli yanları var mı dır?
D vitamini eğer gereğinden uzun veya
fazla dozda kullanıldığı takdirde D vitamini zehirlenmesi denilen, böbrek
yetmezliği ve ölüme kadar gidebilecek bir hastalığa yol açabilir. Bu nedenle
D vitamini tedavisinin hekim kontrolünde uygulanması gereklidir.
Raşitizmden
korunulabilir mi?
Evet. Raşitizmden korunmanın temel
koşulu gebe ve emzikli annelerle çocukların yeterince güneş ışığına maruz
kalmalarının sağlanmasıdır. D vitamini yapımını sağlayan ultraviyole ışını
pencere camından geçmez. Bu nedenle arzu edilen yararın sağlanabilmesi
için güneş ışığına direkt olarak maruz kalınması gereklidir. Amerika Birleşik
Devletleri’nde yapılan bir çalışmada sadece bez bağlı olarak haftada 10
dakika, baş, yüz, el ve ayaklar açık olarak haftada 2 saat güneş ışığında
bulunmanın korunmak için yeterli olduğu gösterilmiştir. Bununla beraber,
biz bu sürenin yarı çıplak olarak günde 10 dakikadan, giysili olarak günde
30 dakikadan daha fazla olması gerektiğine inanmaktayız. Annelerin bebeklerin
en önemli D vitamini kaynağı olduğu akılda tutulmalı ve gebe ya da emzikli
kadınlar da benzer şekilde güneş ışığına maruz kalmaya çalışmalıdırlar.
Bu durum dini inanışlar nedeni ile kadınların örtündüğü ülkemizde çok daha
önemlidir.
Yukarıdaki korunma tedbirlerine ek
olarak, ağız yolu ile D vitamini verilmesi ile de korunma mümkündür. Annelerde
D vitamin eksikliği riski de göz önünde tutularak, anne sütü alan tüm çocuklara
günde 400 IU D vitamini verilmelidir. Hazır mama ile beşlenen çocuklarda
bu mamalar yeterince D vitamini içerdiği için böyle bir uygulamaya gerek
yoktur. D vitamini verilmesi anne sütü kesildikten sonra da devam etmeli
ve en az 1 yıl süre ile uygulanmalıdır. Bu noktada, anne sütünün ilk dört
ile altı ay içerisinde D vitamin içeriği dışında çocuğun büyüme ve gelişmesi
için tek başına yeterli olduğunu hatırlamak, diğer yararları göz önünde
tutulduğunda anne sütünün bebek için en iyi besin olduğunu bir kez daha
vurgulamak yararlı olacaktır.
Diğer bir önemli korunma yolu da,
en sık tüketilen besinlerin, daha hazırlanma aşamasındayken D vitamini
yönünden zenginleştirilmesidir. Bati ülkelerinde 1930’lu yıllardan beri
sürdürülen bu uygulama bir miktar başlangıç yatırımı gerektirse de kolay
ve ucuz bir yöntemdir. Sadece süt ve ekmeğin D vitamini yönünden zenginleştirilmesi
yalnız raşitizmin değil, ileri yaşlarda D vitamini eksikliği sonucu artan
kemik erimesi (osteoporoz) ve buna bağlı kırık riskinin de azalmasına hizmet
edecektir.
D
vitamini ile ilgili yanlış inanışlar var mıdır?
Başlangıçta da söz edildiği gibi D
vitamini eksikliğinde diş çıkması gecikebilir. Bu nedenle dişlerini çıkarmakta
geciken tüm çocuklarda D vitamini verilmesinin yararı olduğu inanışı yaygındır.
“Diş iğnesi†adı ile hekim önerisi dışında kullanılan yüksek doz D vitamini
enjeksiyonları yukarıda belirtildiği gibi D vitamini zehirlenmesinin ciddi
sonuçlarına neden olabilir. Diş çıkmasında gecikmenin çok değişik nedenleri
olabilir. D vitamini eksikliği bunlardan sadece biridir. Altta yatan esas
neden bilinmeden diş çıkması geciken her çocuğa yüksek doz D vitamin verilmesi
yanlıştır.